Yazı Detayı
30 Mart 2017 - Perşembe 13:48 Bu yazı 477 kez okundu
 
BAHAR SARHOŞLUĞU
Aslı Kafkas
aslikafkas@gmail.com
 
 

“Gelir bahar ayları , gevşer gönül yayları…” demiş büyükler…

Tüm kara kışın kirini pasını üzerimizden atmak ve kış mevsiminin büyük bölümünde kötü hava şartlarından dolayı binemeyip  kedinin ciğere baktığı gibi baktığımız, garajda yatan motosikletimize bir yol verme zamanı geldi..  Kalın kabuğumuzdan sıyrılıp, yüzümüzde ki o karamsarlığı silip yerine kocaman bir gülüş yapıştırarak, derin bir nefes alma ve uzun ince bir yola çıkma zamanı geldi…

Hava 18 derece, giyindim kuşandım, çantamı bağladım, botlarım sıkı, korumalarım tam, kaskım oturdu, tek marş ve ses…. Harika… akü sağlam .. Arslanım benim, üzmedi  beni “vak vak”,   yavaş yavaş gaz verdim, garajın kumandası takıldı açmadı kapıyı, bir iki kurcalama heh tamam çalıştı, açılıyor kapı… o ne güzel bir güneş, pırıl pırıl…. Kaskımın camı açık, temiz hava girmeye başladı sinüslerime, biraz trafik var, kendimi ana yola atayım oradan da ver elini Pendik İDO iskelesi… İstikamet kısa bir kaçamak rotası olan İznik Gezisi… 300-350 km yol iyi gider uzun aradan sonra…

Birkaç arkadaş buluştuk iskelede, önce evde hazırladığım krem peynir salam ve acıkalı mini kanepelerden çay eşliğinde altlık yaptık iskelede,  sohbet muhabbet derken feribot geldi,  her zaman ki gibi biz motorculara öncelik tanındı ve önden bindik feribota. Görevli arkadaş ısrarla iki çizgi arasına sığdırmaya çalışıyor beni, yahu dünya para vermişim bırak da biraz rahat konumlanayım, illa bir arabanın kapısı aynama çarpmalı mı? Neyse sinirlenmeyeceğim bugün gezi günü, haftanın tüm olumsuzluklarını deşarj etme tüm enerjiyi ise şarj etme günü! Bağladık demir atlarımızı güverteye ve çıktık yukarı, çay kahve sohbet derken geçivermiş kırk beş dakika. Feribottan iner inmez, bir solukta Sepetçioğlu restorandayız, ekibin geri kalanını  oradan toparlayacağız ve istikamet İznik keramet ılıcası…

 Güzel bir sürüş ile geldik ılıcaya, kapıdan motorların girişi 5 TL , düzgün bir asfalt dökseydiniz bari şuraya , neyse dedik devam ettik. Tuvaletler pislik içinde, çay bardakları dudak izi ve kalıntı dolu, ılıcaya diyecek bir şey bulamıyorum zaten, asla girmem, her ne kadar devir daim olduğu söylense de  hijyen sorunu olduğu kesin, içimden geçiriyorum böyle doğa güzellikleri neden hep bilinçsiz insanların işletiminde olur ki? Bu şekilde kaybediyoruz tüm coğrafi güzelliklerimizi ve değerlerimizi.  Bir süre güneş aldık,  sohbet ettik ve karnımız acıktı, İznik merkeze köfte yemek üzere yola koyulduk.  Mekana geldiğimizde,  bizim gibi yol yapmak isteyen tüm motorcularında orada olduğunu gördük, seç beğen al, fuara gitmeye gerek yok, her çeşit motosiklet modeli var, tam bir şölen, sadece orada ayakta kalıp motosiklet sahipleri ile havadan sudan sohbet etsek bile yeter. Mis gibi köfte kokuları geliyor içeriden, hemen konuşlandık birkaç masaya, hem lezzetli hem ucuz, köftenin muhteviyatı hakkında atıp tuttuk,  soya mı var, karbonatlı mı, yumurtası mı çok, neden bu kadar ucuz falan derken ne köfte ne piyaz ne de acı sos kalmıştı masada.. Yapanın eline sağlık, tıka basa doyduk, bir de ortaya tahinli fıstıklı kaymaklı ekmek kadayıfı geldi, garson adına “Atom” dedi, adının hakkını da verdi. Bizim mideler de full lendi,  e bunu yakmak lazım dedik ve İznik çini atölyelerini gezmek üzere yaya olarak düştük dar sokaklara…

 

Biz kadınlar malum pek severiz incik boncuk ve süslü şeyleri, en sevmeyenimiz bile  bir göz kalemi çeker gözüne ve bir kolye ya da bir bileklik takar . Dağıldık çil yavruları gibi bir sağa bir sola, beyler biraz sıkıldılar ama onlarda bize uyum sağladılar, kimi kahvesini içerken kimi bir yakınına ya da kendine hediye alırken çocuk gülümsemesi yapıştırdı yanağına, hediye almak ve vermek gerçekten çok güzel bir alışkanlık. Özellikle hiç olmadık bir zamanda alınan ve de verilen hediye.  Yeryüzünde asla bitmeyecek bir seremonidir  hediye,  ne de olsa ticaretin temeli aynı zamanda…

 

Saatlerimize baktık epey geç olmuş, gruplar birkaç parçaya bölündü, motorcular özgür kişilikler ne de olsa, kimi dağ yolundan gitmek ister, kimi gelmişken göl kenarında tam tur yapmak ister, kimi de en kısa yoldan riski azaltarak evine varmak ister. Haydi eyvallah dedik ve dönüşe geçtik… karnımız tok, sırtımız pek, mutlu ve gelecekten umutlu bir şekilde bir sonra ki gezide  görüşmek dileği ile düştük yollara….

 

Şimdi ne mi yapıyorum, haftanın ilk günü şirketteyim, masamda, dışarıda yine harika bir güneş var, öğle saatim arasında, hafta sonu bu güzel saatlerimizi ,bu satırlar ile sizlere aktarırken önümüzde ki hafta ne yapsak acaba diye kafa yoruyorum. Neyse yemekhanede kuru fasulye ve pilav varmış, gidip biraz yemek yiyeyim.

Bahar geliyor , bahar sarhoşluğu pek kötüdür, insanı aşık da eder, yollara da vurur, işi gücü de bıraktırır. Aman dikkat edin kendinize. Bahar sarhoşluğunu sağ salim atlatıp yaza kavuşmak dileği ile…

 

Mutlu kalın

Aslı

 
Etiketler: BAHAR, SARHOŞLUĞU,
Yorumlar
Haber Yazılımı