Yazı Detayı
13 Mayıs 2018 - Pazar 22:02 Bu yazı 311 kez okundu
 
RUH SİGORTASI
Aslı Kafkas
aslikafkas@gmail.com
 
 

Epey zaman önce arkadaşlarla oturmuş sohbet ediyorduk geçmişten gelecekten vesaire.  Yaşamın ilk 40 yılını devirmiş bir yaş grubu olarak okulumuzu bitirmiş, iş hayatına başlamış hatta evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış, hayat gailesi içinde, zevklerimizi ve bizi gerçekte neyin mutlu ettiğini çok da irdelemeyip, sisteme adapte olup bu günlere gelmiştik.

 

Yıllar evvel okul bitince dertler biter sanırdık, ne de olsa pazartesi günü, hafta başı olmayacaktı sanki hani okul yok ya. Sınav sanki sadece okul hayatında varmış gibi, bir daha sınav yüzü görmeyeceğimizi sanırdık, e boşuna dememişler “kuyudaki kurbağanın dünyası gözü ile görebildiği yer kadardır” diye. İş hayatına başladık hasbelkader bir şekilde bir yerlerde ama istediğimiz ama rast gelen, bir de baktık ki hafta başı denen kavram meğer okul zamanında ne kadar keyifliymiş, meğer göz doktoru randevumuzdan daha önemli, patrona verilecek haftalık rapor varmış. Oysa okul yıllarında ödevimi yapmasam, “elektrikler kesildi” bahanesi beni ne de güzel kurtarırdı.

 

Neyse sızlanmamak lazım yine de, dışarıda boş gezen kayıtlı milyon işsizden biri değilim en azından, diyerek devam ediyoruz serüvenimize. E yaş geldi, artık konu komşu bilmem kimin oğlunun-kızının meziyetlerinden bahsetmeye başlamışsa ailemizin yanında, biliriz ki evlilik zamanı gelmiş. Toplum baskısı yine devrede. Aşık olup evlendiysen ne şanslısın, kadın –erkek farketmez evde kalma korkusu ile yaşayan bir gruptan sıyrılmış oluyorsun hemencecik. Keşke bununla bitse, daha evleneli üç ay dolmamış, başlarlar “eee bebek yok mu bebek?” . Ne zaman bir bebek yapacaksın, kurtulacaksın sanma! İkinciyi sorarlar! “E buna kardeş lazım yalnız olmaz” !

 

“Sana ne be kardeşim, eşim, dostum, anam, babam, sana ne. Aile planlamacım sen misin?  Bırakında biraz kendimiz olalım, kendi hayatımızı yaşayalım, sonrası nasıl olsa gelecek, neyin acelesi bu” demeye kalmadan bir de bakarsın ki puset, bebek arabası, zıbınlık bakmaya başlamışsın!“Oysa kendi paramı kazanmaya başladığımda Dünyayı gezecektim ben, ne oldu da böyle oldu, neden sisteme adapte oldum, neden ev ve araba kredisi altında ezilmeye başladım” diyecek olduğunuz an yine bir büyüğünüz size şunu der “ evladım su akarken testini doldur, bu günlerin bir de ihtiyarlığı var”.

 

 Tüm bu tempo içinde yaşarken, üstüne üstlük bir metropolde yaşayan bizler paranoyak olduk!!  hiçbir işimizi normal insanlar gibi yapamaz hale geldik. Araba ya da motosiklet alırız. Ya çalınırsa ya büyük bir kaza yaparsak diye önemli bedeller öder kasko yaparız,  ya hırsız girerse eve diye eşya sigortası yaparız, doğum yapacağız diye bir yıl çocuk yapmamayı göze alarak sağlık sigortası yaparız, Çantamız kapkaç a maruz kalırsa diye kredi kartlarımızı, deprem olacak diye evimizi, ya ansızın ölürsek çoluk çocuk geride kalanlar zorlanmasın diye hayat sigortası… Bir hesap yaptım geçen ay sadece sigorta şirketine ödediğim para, hatırı sayılır bir tutara ulaşmış!

 

Ne zaman bitecek bu saçmalıklar… Sıkıldım artık İstanbul’da yaşıyor olmaktan. Giderek yaşama enerjimi ve ruhumu kaybediyorum. Tanıdığınız bir şirket var mı RUHUMU SİGORTALAYACAK!

 

Her şeye rağmen Mutlu kalın,

Aslı

 
Etiketler: RUH, SİGORTASI, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı